Hoşgeldiniz  

YENİ EKONOMİK PAKET. EMEKLİLERİN VE EMEKÇİLERİN DURUMU

Hüseyin Budak | 27 Eylül 2018 | Köşe Yazıları


Hüseyin Budak
huseyibudakkk@hotmail.com

 

Devleti, aile ve eş dost şirketi haline dönüştüren Saray iktidarı, geçen gün damat bakan aracılığı ile Yeni Ekonomik Program-Orta vadeli Program- açıkladı. İktidarın ülkeyi ve ekonomiyi getirdiği krizin ve çaresizliğin yarattığı panikle, kurtuluş reçetesi diye sunulan programın gerçekte, ..cek..cak lardan oluşan, hamasi sözlerle bezenmiş ve sıkıntılara hiçbir çözüm getirmeyeceği kısa sürede ortaya çıktı. Çünkü ülkeyi 16 yıldır tek başlarına ve çoğunluk hükümetleriyle yöneten, izlediği yandaş yanlış, fetihçi, ganimetçi ve ayrıştırıcı politikalarıyla ülkeyi bu hale getiren iktidar, zaten yönetmeyi ülke ve toplum için yapsaydı zaten bu hale gelmezdik. Dolayısıyla yeni program ne amaçları, ne tespitleri bakımından gerçekçi değil, çözüm odaklı değil. 2018 sonu için belirledikleri dolar kuru 1,8 idi. Şimdi ise 6,30. Batırdıkları ülkeyi ve ekonomik yapının faturasını, aynı gemideyiz nutuklarıyla, birlikte yiyip içip har vurup harman savurduklarına değil, bütün topluma, emeklilere, emekçilere yüklemek istiyorlar.

Açıklanan programda, iktidarın ve yandaşlarının şaşalı yaşantılarından, vicdan ve ahlak sınırlarını zorlayan harcamalarından, rant ve rüşvetlerden söz edilmiyor. İki temel kalemde tasarruf yapılacağı belirtiliyor. Birincisi kamu harcamalarından 60 milyar tasarruf, diğeri de 16 milyar yeni kaynak bulunması ve toplam 76 milyar tasarruftan söz ediliyor. Bu iki kalemdeki tasarrufun anlamı, sıkıntının halka yükleneceğini, ülkeyi buraya getirenlerin, bedel ödemeyeceğini anlıyoruz. Çünkü kamuda 60 milyar tasarruf nasıl sağlanacak? Devletin, sağlık kuruluşlarına, hastanelere, SGK ya, Eğitime kurumlarına, sosyal yardımlara aktarılacak ödeneklerden kesinti yapılarak sağlanacak. Bunun anlamı da, eğitim ve sağlık pahalıydı daha pahalı ve paralı olacak demek. Sosyal yardımlar kısılacak demek. Özellikle emekliler ve emekçiler, çalışanlar, daha çok muayene, ilaç ve katkı payı verecek demektir. Zaten perişan olan milyonlarca emekli ve çalışana paran kadar sağlık, paran kadar eğitim alacaksın demek. Enflasyonu sıfıra getireceğiz palavralarıyla iktidara gelen AKP, kendi programında bile % 20 enflasyon koyuyor. Üstelik bu rakam gerçekçi değil, kâğıt üzerinde gerçek hayatta enflasyon zaten % 30 -40 seyrediyor. Son birkaç ayda döviz karşında Türk lirası zaten % 50 değer kaybetti. Ancak Saray iktidarı ve yandaşların akıl almaz gösterişli yaşamlarından, yeme, içme, gezme vb. hiç kısıtlama yok. Örneğin bu kriz ve perişanlık varken, içeride ve dışarıda itibar kalmamışken, orada burada el açıp, döviz-kredi aranırken, envanterde 13 uçak varken yüzlerce milyon dolarlık uçak alınması ahlak ve vicdan ölçüsüyle itibarla açıklanamaz. Kamu bütçesinden yandaş şirketlere ödenen araba ve bina kiralamalarına ödenen para dudak uçuklatıyor. Halktan dolar ve altınlarınızı getirin diyenler, dolarlarını bozdurmuyor altınlarını çıkarmıyorlar. İktidar, krizin yükünü, emeklinin, halkın sırtına yüklüyor.

Diğer bir konu 16 milyarlık ek gelir yaratma konusu. Bunun anlamı iğneden ipliği yeni vergiler ve yeni zamlar gelecek demektir. Doğalgazdan, elektriğe, petrolden çarşı-pazara haftada gelen birkaç zam yetmeyecek, yeni vergiler ve zamlar gelecek. Yatmadığımız hastanelere, geçmediğimiz yollara, inmediğimiz hava limanlarına, binmediğimiz lüks uçaklar ve olmadığımız gemiler için vergi ödeyeceğiz demektir. Bunu asla kabul etmiyoruz. Kim yedi içtiyse, kimler ülkeyi talan edip, ettirdiyse faturayı ödesin. Biz faturayı ödemek istemiyoruz. Tam tersine olduğu söylenen büyümeden pay almalıyız.

İktidar bu yükü halka yüklemek için görünürde iki yöntemi kullanıyor. Bir yandan tarikat-cemaatlere altın çağlarını yaşatıp imkân veriyor. Devlet gücü ve tarikatların desteğiyle halkın din iman palavralarıyla uyutuyor. Karşı gelenleri dinsiz, terörist dış güç diye korkutuyor. Öte yandan devletin resmi-sivil bütün güçleriyle toplumu susturup dikensiz gül bahçesi yaratıyor. Bu nedenle, Bağımsız, Demokratik, Özgür, Laik, Sosyal ve Hukuk rejiminin kurulması ve korunması için, meclis içi-dışı her kesimden muhalefet, STK’lar, meslek kuruluşlarıyla yılgınlığa ve umutsuzluğa kapılmadan, iktidar- tarikat işbirliğine ve iktidarın her türlü baskısına karşı sokak dahil her alanda birlikte mücadele etmelidir. Demokrasiyi ve Laikliği korumanın yolu kararlı demokrasi mücadelesinden geçiyor.

735 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

Kırklareli Manşet Haber Gazetesi