Hoşgeldiniz  

Sizin Kaç Yüzünüz Var?

Erzen Erdin | 14 Nisan 2019 | Köşe Yazıları


Erzen Erdin
erzenerdin@kirklarelimanset.net

Değer verdiğimiz “şeyler” uğruna yaşadığımız gerçeğini, her sabah yeni bir güne gözlerimizi açtığımızda en derininden hissederiz. Bu nedenledir ki, asıl hayattaki misyonumuz da özdeş bir şekilde el ele yürür bununla. Bir de çağın gerektirdiği, kaçınılmaz bir gerçek olan “sosyal medya” denilen bir kavram var. Buna da tutunan, bununla var olan ve mevcudiyetini bunun üzerinden artık benimsemiş insanlarımız da var. İnancımızın gerekliliğinin en temeli olan değerlerden günaydınlaşmayı, kolaylıklar dilemeyi baş sağlığı ve taziyeyi artık asıl hayatta unutmaya başladık. İnsanlar arası etkileşim azalmaya başladı. Eşimize dostumuza vakit ayıramaz olduk, söz verdik yapmadık. Vaktim yok derken telefonda, sosyal medyada arkadaşları ile keyifle çayını yudumlarken gördük sevdiklerimizi, değer verdiklerimizi. En geçerli bahanesi “hastam var” diyenleri, “her şeyden önce sağlık gelir tabii” diyerek güzellikle karşıladık; yine de onlar sokaklarda cirit atarken. Hayatı boyunca tek amacı, bizim rutinimiz olan insanlara içten içe alay edercesine güldük içimizden. Evine temizlik için yardıma çağırdığı insana bile ayrım yapanları, sosyal medyada insan hakları konusunda naralar atarken gördük. Bir kez elini sokaktaki hayvanlara sürmemiş, önüne bir tas su koymamış insanlar hayvansever kesildi başımıza. Düştüğünde yanında olmayıp başarısında boy boy poz verenleri de gördü bu gözler, kim bilir daha neler görecek? Siz gençliğinizde, kanınız delice akarken hiç mi hata yapmadınız da en ufak bir hatasında gençleri yargısız infaz ediyorsunuz. Pardon da siz bu hakkı kendinizde nasıl görüyorsunuz? TV dizilerinde özümüzü arar olduk, bulamadık. Haberlerde gördüğümüz her şeye, sorgulamadan inanmaya başladık. Bu dünyadan, sosyal bilimlere çok büyük katkısı, emeği olan antropolog, eleştirmen, mimar ve yazar Bozkurt Güvenç göçtü, kaçımızın haberi oldu? Şeyma Subaşı gibi “televizyon şaklabanları”nın hayatları bizim için daha değerliydi tabii. Cenazede gülümseyerek fotoğraf çekilenlerden bahsetmek bile istemiyorum. 21 Mart Dünya Down Sendromu gibi çok hassas bir günde, internetten bir fotoğraf koyup bu günü andık, down sendromu hakkında birçok şeyi yanlış biliyorken. Canım insanları hasta yaptık, toplumdan izole edilmesi gereken insanlarmış gibi gösterdik (Konuya dair en güzel yazıyı Müzisyen Özgün Uğurlu paylaştı, ilgilisine…)

Başa dönersek, demem o ki, değer verdiğimiz şeyler bizler için hiç değişmedi, değişmeyecek de… Dilerim, sizin de çantanızda birkaç ufak önemli “şey”e mutlaka yer vardır. Bu yazıyla da bir şarkı paylaşalım o vakit. Azken çok görünenlere, fır fır dönenlere, dönmekten başı dönenlere, fırıldakçılara dönme dolapçılara, tatlı su kurnazlarına, özür dilemeyi tebrik etmeyi bilmeyenlere, burnu büyüklere, değerli iken değersizleşenlere, dağ iken tepeciğe dönüşenlere ve son olarak söz verip tutmayanlara gelsin. Açın sesi lütfen, Tarık Mengüç sizler için söylüyor: “İki Yüzlüler”. Sahi, sizin kaç yüzünüz var?

79 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

Kırklareli Manşet Haber Gazetesi