Hoşgeldiniz  

KÜRESEL ISINMA VE TARIM

Kübra Çabuk Özarslan | 25 Şubat 2018 | Köşe Yazıları


Kübra Çabuk Özarslan
kubracabukozarslan@kirklarelimanset.net

 

Bilimsel veriler yıllardan beri (1990’ların sonlarından itibaren) Türkiye’nin küresel ısınmanın potansiyel etkileri bakımından risk grubu ülkelerden birisi olacağını göstermektedir. İklim kuşaklarının kuzeye doğru kayması sonucu, ülkemizde sıcak ve kurak iklim koşularının etkisi kendini yıldan yıla daha fazla hissettirecektir. Dolayısıyla ne bahar tadında geçen kışlar, ne de yazın kavurucu sıcaklığı sizi şaşırtmasın. Bu artık kaçınılmaz bir gerçek olup, ülkemiz gerek bitkisel, gerekse hayvansal üretim açısından küresel ısınma problemine karşı stratejisini ve eylem planlarını hayata geçirmek zorundadır. Aksi taktirde tarımsal üretimimizde ciddi düşüş ve verim kaybı her geçen yıl devam edecek ve bu durum öncelikle çiftçiyi, dolayısıyla da biz tüketicileri etkileyecektir. Ayrıca tüm bunların yanı sıra tarım sektörünün sürekli gerilemesine yol açan yanlış politikaları devam ettirmeye çalışırsak, sadece bitkisel ve hayvansal üretimimizin zarar görmeyeceği, aynı zamanda tarıma dayalı sanayimiz (gıda, içki, tütün ve tütün mamulleri, tekstil ve deri sanayi) ile tarıma destek veren sanayimizin (tarımsal mekanizasyon, gübre, tarım ilacı, yem, tohumluk ve fidan üretim sanayi) de ağır zarar göreceği açıktır. İklim değişikliğinin kuraklık, kıtlık, göç gibi etkileri de göz önüne aldığımızda görüyoruz ki; sorun sadece bir çevresel olmadığı gibi ekonomik hatta uluslararası iş birliği gerektiren önemli bir sorundur.

78 milyon hektar yüzölçümüne sahip ülkemizin ancak %36’sı ekilebilir alandan oluşup, bunun ¾’ ünde tahıl ekimi yapılmaktadır. Ekimler yazlık ve kışlık olup, en yaygın olarak ekileni buğdaydır. Kurak ve sıcak geçen kış mevsimleri tohumların çimlenemeden toprakta yok olmasına neden olmuştur. Olanağı olan çiftçiler, sulama yaparak tohumları kurtarmaya çalışırken; bu olanağı olmayanlar tarlalarını sürerek yeniden ekmişlerdir. Kışlık ekimlerde vernalizasyon ( bitkilerin soğuklama ihtiyacı) dönemi zamanında yaşanamamış, verim ve kalitede ciddi düşüşler kendini göstermiştir. Aynı durum vernalizasyonunu yaşayamamış bağ, meyve ve sebze türleri içinde kaçınılmazdır. Özellikle soğuklama ihtiyacı karşılanmamış meyve ağaçlarının zamanından önce uyanması, ilkbahar geç donlarından önemli ölçüde zarar görmesine neden olmaktadır. Bunların içinde en çok zarar gören türler ise; erken çiçek açan badem, kayısı, erik ve şeftali gibi sert çekirdekli meyvelerdir. Durumu gözlemlemek adına, evinizin, bahçenizin ya da sokağınızın bir kenarında dikili bir erik ağacına daha yakından bakarsanız, tomurcukların şiştiğini göreceksiniz.

Eskiler daha iyi bilir elbette ama kendi adıma şunu söyleyebilirim ki, hava sıcaklıklarının bu denli sıkıntılı gittiği bir yılı daha önce yaşamadım. Umarım bağcılık ve meyvecilik yapılan alanlarda erken uyanma riski yaşanmaz. Tanrım, tüm emekçi üreticilerimizin yanında olsun.

1144 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

Kırklareli Manşet Haber Gazetesi