Hoşgeldiniz  

KIRKLARELİ ” KANAL İSTANBUL PROJESİNE ” HAYIR DEDİ

admin | 31 Aralık 2019 | Manşet A- A+

Kırklareli Emek ve Demokrasi Platformu tarafından, “Kanal İstanbul” projesinin, Kırklareli ve Trakya’ya olumsuz etkileri üzerine basın açıklaması yapıldı.
30 Aralık 2019 Pazartesi günü, saat 12.30’da, Öğretmenevi önünde yapılan basın açıklamasına, Kırklareli Kent Konseyi’nin yanı sıra çok sayıda STK temsilcisi ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Basın açıklamasının açılış konuşmasını yapan Tüm Emekliler Sendikası Kırklareli Şube Başkanı Hüseyin Budak’ın konuşmasının ardından, basın açıklamasını TMMOB Kırklareli İKK Sekreteri Dr. Erol Özkan tarafından okudu..Özkan okuduğu basın açıklamasında,
Kanal İstanbul projesi ve ÇED raporu, Anayasa’da yer alan mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelmektedir. T.C. Anayasası’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 35. maddesine göre; “…herkes mülkiyet hakkına sahiptir, Mülkiyet hakkını yasal olmayacak şekilde sınırlayan ve mevzuata aykırı olan ÇED raporunun iptali gerekmektedir.
Proje ve ÇED raporunun tarım, orman, çevre, kültürel ve doğal miras, sosyo kültürel ve ekonomik yapı, sosyal donatı, şehircilik ilkeleri, planlama ve koruma ilkelerine uygun olmadığı açıktır. Proje alanının bu değişiklik sonucu gelişecek yatırım ve uygulamalardan ne şekilde etkileneceğini dahi öngörmeyen bir belirsizlik içermektedir. Proje ve ÇED raporu ile ÇED olumlu kararının bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayandırılmadan, kamu yararı aleyhine, şehircilik ve planlama ilkelerinin hilafına, hukuka aykırı yapıldığı bizce tartışmasızdır.
Kanal İstanbul projesinin hafriyat, inşaat ve işletme aşamalarının Trakya bölgesine etkileri, yaratacağı tahribatın Trakya ekosistemine zararları ÇED raporunda değerlendirilmemiştir.Kanal İstanbul Projesi,  İstanbul’un yaşam destek sistemleri olan Kuzey Ormanları, su havzaları, su havzalarını besleyen su kaynakları, tarım ve mera alanları yok olacaktır.İstanbul’un önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı yok olacaktır, Doğal yaşam alanları ve ekosistem bozulacaktır, Doğal ve arkeolojik sit alanları, tabiat parkları, milli parklar vb. koruma alanları yok olacaktır.Sadece İstanbul’da değil, Trakya’ya kadar tatlı suların beslediği tarım alanları yok edileceği için bölgede tarım olumsuz etkilenecektir.ÇED Raporuna göre 1.155.668.000 m3 olan kazı materyalinin taşınmasıyla bozulan ekosistem halkın sağlığını tehdit edecektir.Üç aktif fay hattının geçtiği bölgeye nüfus ve yapılaşma baskısı yükleyerek afet riskini artıracaktır.ÇED raporunun 6-28 sayılı bölümünde Montrö Antlaşmasına üstünkörü biçimde atıf yapılmış, ama Genelkurmay Başkanlığından görüş alınıp alınmadığı belirsizdir.
Kıyıdaş olmayan devletlere ait savaş gemileri Kanal İstanbul yoluyla Karadeniz’e çıkabilecektir Montrö Sözleşmesinin omurgası olan Türk Boğazlarının bütünlüğünü bozarak, değiştirebilecektir..Söz konusu kanal, Trakya’nın ekolojisini ne şekilde değiştirecektir? Kaybedilecek tarım arazisinin yıllık getirisi hesap edilmiş midir? Bu devasa projede alt yapı gereksinimleri nedeniyle milyonlarca ağaç kesilecektir.
Kanal projesi inşaat aşamasına geçerse 23 milyon metrekare orman alanı, yaklaşık 45 kilometrelik hat boyunca 136 milyon metrekarelik çok verimli tarım ve orman alanı yok edilmiş olacaktır.Proje nedeniyle kaybedilecek tarım ve mera alanlarındaki istihdamın kaybedilmesini engellemeye yönelik çalışma yapılmamıştır. İnşaat faaliyetleri için yaklaşık 6 şantiye sahasının kurulması ve yaklaşık 10.000 işçinin çalışması öngörülmektedir. Bunların ne kadarlık kısmı evi arazisi elinden alınarak başka bölgeye gitmeye zorlanacak bu bölgenin insanlarından karşılanacaktır?
Geçimini balıkçılıktan sağlayanların projenin inşaat ve işletme aşamasına geçilmesi halinde denizdeki faaliyetlerden etkilenecekleri, balıkçılık yapmaya şu an avlandıkları alanlarda devam edemeyecekleri açıktır.
Kurulacak iki beton santrali günde 24 saat yılda 320 gün çalıştığında 15 milyon m3 beton üretimi gerçekleşecek, ancak proje için toplamda 66,6 milyon metreküp beton kullanılacaktır. Bu beton  ile İstanbul’a 148 bin yeni bina yani 1 milyon 480 bin adet bağımsız bölüm, daire yapılabilir ve bu kadar betonla Fatih’ten Avcılar’a kadar kent yeni baştan inşa edilerek, depreme karşı hazırlık yapılabilirdi.
Açılacak yeni taş ocaklarının ormanlık alana zarar vermesi kaçınılmazdır. Kanal İstanbul’un hafriyat işleri sırasında İstanbul’un 30 yıllık molozu çıkarılarak taşınacaktır. Bu hafriyat ve molozlar nereye depolanacak veya dökülecektir?
Proje nedeniyle TEM otoyoluna aktif olarak günlük 816 ağır taşıtın dahil olması, otoyola bağlantı yolları açsanız bile geçiş yapılacak yerleşim yerlerindeki vatandaşın hayatını zora sokacaktır.
Kanal İstanbul projesi nedeniyle ortalama deniz seviyeleri de değişmektedir. Karadeniz’deki seviyenin 5 cm kadar düşebileceği ve Marmara Denizi’nde ise yaklaşık 2 cm artış olabileceği belirtilmektedir. Küresel ısınmanın etkisiyle birlikte deniz yükselmesi İstanbul’da boğaz kıyısında ikamet edenlerin yaşamlarına nasıl etki edecektir? Bu oluşum, Marmara Denizindeki ekosisteme ve canlılara olumsuz yansıyacaktır.
Batı İstanbul’u bir adaya çevirecek bu proje kabaca 8-10 milyon insanın bir kısmının doğal felaket veya radyoaktif serpinti durumunda tahliyesi gerektiğinde doğuda iki köprü ve Marmaray tüneline; batıda bu kanal üzerinde kurulacak köprülere mecbur kalınması halinde, bu felaket durumunda tahliye nasıl gerçekleşecektir? .Kanalın geçeceği alandaki doğal varlıklar ve kültür varlıkları dikkate alınmamıştır.Yapılan etki değerlendirme çalışmaları sırasında proje güzergahı ve etki alanı içerisinde 1 arkeolojik alan ile 1 tarihi köprü ile 50 tescilli arkeolojik alan veya tarihi alanın var olduğu saptanmıştır. Söz konusu ek raporun içeriği açıklanmalıdır.Kanal İstanbul projesini savunanlar toplumsal olarak kabul görmemiş, bilim insanlarınca tehlikeli bulunan bir sermaye projesini dayatıyorlar.
Kanal İstanbul’a karşıyız Çünkü: Bu proje hayata geçerse, adeta beton bir şehre dönüştürülen İstanbul ve bölgedeki çevresel tahribat geri dönüşü olmayan bir şekilde artacaktır. Şehrin temiz su kaynakları, tam da kuraklık ve su krizi yaşanırken, yok edilecektir Sanayi kirliliğiyle can çekişen Marmara Denizi daha da kirlenecektir.Kanal İstanbul’a karşıyız… Çünkü: Bu proje, dış kredilere bağımlı sermaye düzenini, borçlarını ödemek için borç bulmaya çalışan siyasi iktidarı ve ona bağlı bir avuç şirketi kurtarmak için atılmış bir adımdır. Hiç kimse Kanal İstanbul denilen girişimin çoğunluğun faydasına olduğunu ileri süremez. Aksine, bir azınlığın çıkarına, hepimizin aleyhinedir.Deprem bölgesinde yüz binlerce insan güvensiz konutlarda yaşarken, insanları kurtarmak, onları güvenli konutlara yerleştirmek yerine kendini kurtarmaya çalışan azınlık, 1999 Marmara Depremi sonrası yaşanan feci durumu bilerek veya bilmeyerek bir kez daha hazırlamaktadır. Üstelik bu kez çok yüksek insani ve sosyal maliyetle olacaktır.Milyonlarca işsizin iş aradığı günümüzde, bu proje gençler için, iş bulma umudunu yitirenler için bir seçenek oluşturmamaktadır.. İktidarın tepeden inmeci tutumu, dayatmacılığı antidemokratiktir. Metropol şehir İstanbul’da, yakın bölgede ve hatta bu ülkede yaşayanların istekleri ve talepleri baskıcı bir tutumla reddediliyor.Kanal İstanbul değil, işsizlere iş bulunmasını, daha fazla okul ve hastane yapılmasını istiyoruz.Kanal İstanbul değil iklim krizine karşı gerçek önlemlerin alınmasını istiyoruz.Ve soruyoruz…
Dünyada, mevcut doğal ve işleyen bir boğaz varken buna paralel, insan yapısı, alternatif bir kanal örneği var mıdır? dedi.
 Açıklama sonrası, daha önce imzalanan ÇED raporuna itiraz dilekçeleri, Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne, katılımcılar tarafından bizzat teslim edildi. İtiraz dilekçeleri, 02 Ocak 2020 Perşembe gününe kadar, Kırklareli Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne şahsen verilebilecek. 
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

Kırklareli Manşet Haber Gazetesi