Hoşgeldiniz  

KESİMOĞLU’NA MİTİNG GİBİ KARŞILAMA

admin | 25 Şubat 2019 | Bölgesel, Gündem, Manşet, Siyaset A- A+

 

Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu’na miting gibi karşılama.

Fransa dönüşü kendisini Dingiloğlu Parkı önünde bulunan ve yeni faaliyete başlayan seçim bürosu önünde bekleyen vatandaşlarla kucaklaşan Kırklareli Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, soğuk havaya rağmen karşılama organizasyonu için saatlerce bekleyen vatandaşlara teşekkür etti. Eşi Sibel Kesimoğlu’nu yanına alarak kendisini bekleyen coşkulu kalabalığa hitap eden Başkan Kesimoğlu “Sevgili arkadaşlarım, ayağımızın tozuyla geldik. Sizleri sevgiyle, saygıyla, dostlukla selamlıyoruz. Bizi her zaman olduğu gibi bağrınıza bastığınız için eşimle birlikte sizlere şükranlarımızı sunuyoruz. Bizi gecenin bu saatinde burada sabırla beklediğiniz için teşekkür ediyorum. Gücüme güç kattınız. Buradan görüyorum ki; Kırklareli Halkı kararını vermiş. Ne diyor Kırklareli Halkı? ‘Tercih doğru, Kesimoğlu’ diyor. Sizleri hep sevdim. İnanın her zaman olduğu gibi bu sözler siyaseten ya da lütfen söylenmiş sözler değil. Emekle, sevgiyle yoğrulmuş ve gönülden yükselen seslerle hitap ediyorum sizlere. Çünkü; Siz her zaman her şeyin en iyisine ve en güzeline layıksınız. Ben ve arkadaşlarım hak ettiğiniz o güzellikleri size sunabilmek adına tam 5 yıl uğraştık. 5 yılda 5 büyük proje dedik. Fazlasıyla hayata geçirdik. Bugüne kadar dokunulmayan alanlara dokunduk. Aslında gözle bakacak olursanız yapılanlar o kadar abartılacak şeyler değil. Bu güzellikleri Belediye Meclis Üyesi arkadaşlarım, müdürlerimiz ve emekçi personellerimiz ile birlikte başardık. Emekçi kardeşlerime gönül dolusu teşekkürlerimi sunuyorum. Bunu her zaman söylüyorum; Alkışların en büyüğü, teşekkürün en yücesi her zaman olduğu gibi sizler içindir. Eğer sizler bu emeklere, bu hizmetlere sahip çıkmamış olsaydınız bunların hepsi öksüz ve yetim kalacaktı. Burada sadece belediyecilik, yol yapmadık. Çöpten elektrik ürettik. Üst yapıya önem verdik. Gençlerimizin yetişmesi için onlara sosyal ve kültürel imkanlar sunduk. Halkımızın sosyalleşmesi için kültürel imkanlarla onları buluşturduk. Kitap okuma alışkanlıklarına katkı yaptık. Gururla söyleyebilirim ki burada siyasi parti ayrımı yapmaksızın, bütün ayrımcılıkları reddederek Kırklareli duruşunu hayata geçirdik. Artık Kırklareli’ni bütün Türkiye tanıyor. Duruşuyla tanıyor, ismiyle biliyor. Biz burada ‘Bütün renkler özgürdür’ dedik. 5 yıllık görev süremizin içerisinde asla ayrımcılık yapmadık. Hak, hukuk, adalet diyerek hareket ettik. Bunların karşılığını bugün aldığımızı görüyorum. Mustafa Kemal’in ismine, eserlerine ve devrimlerine sonuna kadar sahip çıktık. Söz konusu vatansa; Gerisi teferruattır. İşte ortak paydamız budur. Kırklareli duruşu dediğimiz duruş budur. Buna katkı yaptığınız için sizleri seviyorum. Birlikte hakikaten güzel şeyler başardık. Bugüne kadar ihmal edilmiş alanlar ve konularda yenilikler getirdik. Var olan sorunları çözdük. Ben görev adamıyım. Rahmetli babam 33 yıl önce vefat etti. Bana çok şey öğretti. Söylediklerinden bir tanesi; ‘Oğlum bir işi yaparsan, tam yap. Yarım bırakma’ benim hizmetlerim daha yarım. Daha bu kente yapacağım çok daha büyük hizmetler var. Belediyecilik ve şehircilik anlamında örnek kabul edilebilen bir şehir; Eskişehir. Bilin ki arkasından emin adımlarla Kırklareli geliyor, Kırklareli. Sizler bunların farkındasınız. Ancak Ankara bunu duymadı. Ben hizmetime, güven tazeleyerek devam etmek istiyorum. Demokrasiye gönül vermiş birisiyim. Yaşamımın her alanında gururla demokratik adımlar attım. Attığım her adımın arkasında durdum. Partim ve ülkem için demokrasi istedim, değişim ve dönüşümden yana tavır sergiledim. Bunun için bir bedel ödenmesi gerekiyorsa, buna hazır ve razı olduğumu söyledim. Ben mütevazi olmayacağım. Yerel seçimlere 6 ay kala parti içerisinde demokrasi istemenin bedelleri olabilir. Ben o bedelleri ödedim. Ben zannettim ki benim partimin yöneticileri, bu ülke için demokrasi isterken demokrasiyi bütün kavram, kurum ve kuralları ile parti içerisinde çalıştıracaklar sandım. Ancak Mustafa Kemal’in anlayışının partinin şu anki yönetiminde karşılık bulmadığını bir kez daha itiraf etmek istiyorum. Mustafa Kemal, bağımsızlık mücadelesini gerçekleştirirken yıllarca üzerinde taşıdığı üniformasını İstanbul hükümetine karşı çıkarttı. İyi ki

çıkartmış, bugün burada serbest ve özgür bir biçimde yaşayabiliyoruz. Cumhuriyetin değerlerine sahip olarak varlığımızı sürdürüyoruz. 40 yıllık CHP’li olarak sadece yakamdaki rozeti çıkarttım. Ben gördüğünüz kadar bir adamım. 58 yıllık geçmişimde asla ve asla boynumu önüme eğmemi gerektirecek bir olayın tarafı olmadım. 2014 yılında Sayın Genel Başkan ‘Sana Kırklareli’de ihtiyaç var’ dedi çıktım ve geldim. O gün o görevi bana verenler, niye şimdi bu düşüncelerinden vazgeçtiler? Bakın, bu karar verici birkaç arkadaş var, birkaç şahıs var. Onlar kendi geleceklerini güvence altına almak için, bu sürüncemede bıraktılar ve bu tabloyu önümüze koydular. Ben bunlarla ilgili değilim. Şahsi meselem değil, benim itirazım Kırklareli halkının iradesine konan ipoteğin kaldırılmasına ilişkindir. Demokrasilerde en büyük güç halkın gücüdür. Ben halkın gücünün üzerinde başka bir güç tanımıyorum. Alınan kararla ilgili Yayla Mahallesi’nde ‘Bu kararı tanımadığımı’ söyledim. Ben uysal bir koyun değilim. Ben biat etme anlayışına uygun bir adam hiç değilim. Hayatımın hiçbir döneminde büyük adam olmaya çalışmadım, adam olmayı gerekli ve yeterli buldum. Çavuş vardır general rütbesiyle gezer. General vardır çavuş rütbesiyle gezer. Ben hep çavuş rütbesiyle gezdim. Ancak bana rütbelerin en güzelini, Kırklareli halkı verdi. Onun için sizleri seviyorum, onun için ben sizlere sevdalı değilim, kara sevdalıyım. Ankara bu sesleri duymadı. Halkın sesini duymadı. Görmezden geldi. Çünkü; İşlerine o geliyordu. Ancak Avrupa duydu. Fransa duydu, Strazburg duydu. Bizim hizmetlerimize sahip çıktılar. Orada yaptığımız sunumlarda Türkiye’nin AB üyesi diğer ülkeler gibi eşit koşullarda üye yapılması gerektiği için orada bütün çalışmalarımızı paylaştık. Umuyorum ve diliyorum ki ülkemiz önümüzdeki yıllarda AB’ye girecektir. Ancak burada gururla söylüyorum; Kırklareli, Avrupa Birliğine girdi bile! Geçtiğimiz gün Avrupa Parlamentosu koridorlarında, Kırklareli’nin ismi yankı buldu. Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen Belediye Başkanları vardı. Avrupa’nın o büyük ülkelerinin, büyük şehirlerinden gelen Belediye Başkanları vardı. Onların içerisinde birde sizlerin temsilcisi olan Kesimoğlu vardı. Bu gurur hepimizin. Bugüne kadar nasıl birlikte geldiysek, bundan böyle de birlikte devam edeceğiz. Birlikte başaracağız. Bugüne kadar sıkıntılar yaşadık. Kapalı kapılar ardında siyaset yapmayı tercih edenler var. Onlar önümüzdeki süreç içerisinde 31 Mart’a kadar yine bir takım tezgahların içerisinde olacaklardır. Bizim bunlarla işimiz yok. Biz nasıl 5 yıldır işimize bakıyorsak, önümüzdeki 5 yıl yine daha donanımlı ve tecrübeli bir şekilde çok daha güzel hizmetleri sizlerle buluşturacağız. Bu önümüzdeki süreç çileli, üzüntülü bir süreç olabilir. Kendi varlıkları, birikimleri, donanımlarıyla halka bir şey anlatamayanlar meyveli ağacı taşlarla misali Kesimoğlu ile ilgili yine dedikodular üretecekler. Bunları elimizin tersiyle iteceğiz. Siyaset; Ciddi adamların işidir. Benim seçimle işim yok. Ben doğmamış torunlarımın sorumluluğunu omuzlarımda hissediyorum. Onun için sizin sevginize layık olmaya çalışıyorum. Kırklareli’nde 5 yılda yaptıklarımız ortada, yaptıklarımız; yapacaklarımızın teminatıdır. Anlatacak çok şeyimiz var. Önümüzdeki 5 yılda, 5+5 projeyle hakikaten Eskişehir’in arkasından emin adımlarla ilerleyen bir Kırklareli’nin ortak paydaşları olmanın hazzını yaşayacağız. Alnımız dik, onurumuzla birlikte yürüyoruz. Sizinle birlikte başaracağız. Her evden 1 oy istiyorum. İnanın; O kadar çok ilgi geliyor ki. Sevilmek çok güzel bir şey. Kırklareli’nde Cumhuriyet Meydanı’ndan sevginin ihtiyacını hissetmeyenlere de selam olsun. Onlar bu süreçte Kırklareli’nin sesini duymazlıktan geldiler. Ancak 31 Mart’ın sabahı 1 Nisan… Siz anladınız, gerisini anlatmama gerek yok. Bu süreçte benimle birlikte yol arkadaşlığı yapmaya var mısınız? Ben biliyorum ki; Kırklareli halkı sağduyu sahibidir. O demokratik sandık önüne konduğunda makamı ve mevkisi ne olursa olsun hiçbir güç onun iradesine ipotek koyamaz. O sandıkla baş başa kalan Kırklareli halkı, kulağına üflenen sesi değil vicdanından yükselen sesi dinler. Gereken neyse, onu yapar. Ben arkadaşlarımıza başarılar diliyorum ama 31 Mart akşamını da buradan görüyor gibiyim. 24 saat çalışacağız. Kapı kapı gezeceğiz. Herkesi ikna etmeye çalışacağız. Ben hep bardağın dolu tarafını gördüm. Yüzüm hep güldü. Bunları siyaseten yapmadım, böyle yetiştirildim. Bunları sizlerle paylaşıyorum. Yaşamak; Bir ağaç gibi tek ve

hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu davet bizim, bu davet bizim, bu davet Kırklareli’nin! Yolumuz açık ve aydınlık olsun” dedi.

425 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

Kırklareli Manşet Haber Gazetesi