Hoşgeldiniz  

İKTİDAR, SEÇİM KAZANMA UĞRUNA TOPLUMSAL DEĞERLERİ VE BARIŞI YOKEDİYOR

admin | 24 Mart 2019 | Köşe Yazıları


admin
mansethaber39@hotmail.com

 

Üç ay kadar önce, köşemde, seçimlere ilişkin yazdığım bir yazıda şöyle demiştim: ‘İktidar, ülkeyi getirdiği durumu görüyor. Bu bütçe ve ekonomik tedbirlerle, vicdan ölçülerini aşan zam, ceza ve vergilerle, kısa sürede ödenek döviz borcuyla, krizle ve demokratik hak gasplarıyla, ülkenin normal koşullarda yönetilemeyeceğini görüyor. Zaten demokrasiye ve demokratik haklara inanmadığını baştan söylediler. Bu durumda, iktidarın seçim stratejisi, daha çok baskı, ayrıştırma gerilim ve yetmezse savaş olacaktır. Ülkenin ve halkın gerçek sorunlarını gizlemek için her gün yeni düşmanlıklar ve gerilimli gündem yaratacaktır. Halkın geçim ve işsizlikten doğan öfkesini kendisi dışında yaratacağı, hedef göstereceği kesimlere yönelten, sürekli gerilim ve ayrıştırma yolunu izleyecektir. Ülke sorunlarını tartıştırmaya müsaade etmeyecektir. Kendinden olmayan muhalif her kesimi, demokrasiden ve laik cumhuriyetten yana herkesi, partileri, STK’ları, bilim insanları, gazeteci, sanatçı, akademisyen vb herkesi düşman, hain, terörist vb ilan edecektir. Zaten ülkede, Anayasa, meclis, kuvvetlerin ayrılığı, vb. kurumlar fiilen yok edildi. Devlet, tek parti adına, tek kişinin, sorumsuz ama sınırsız yetkiyle keyfi yönettiği kurum oldu. . Rejim değişti. Bütün baskı ve ayrıştırmalarına, devlet imkânlarına ve kendilerinin ve YSK eliyle yapacakları seçim hilelerine rağmen, Tek adam rejimi, başarısız olacağını gördüğünde, seçim iptali ve ertelemesi için, emperyalistlerin Ortadoğu’yu bölüşmek için istedikleri bir savaşa memleketi sokması bile şaşırtıcı olmaz. Sarayın, dinci ve etnik kışkırtmaları, gerilim ve kimlik siyaseti kışkırtmaları boşuna değil. Bu politika, hem emperyalistlerin ‘ Böl ve Yönet’ isteğine, hem Ortadoğu’nun kaygan zeminine, hem de Ortadoğu liderliği hayallerine uygun’

Aradan geçen zamanda, iktidarın ülke içindeki uygulamaları ve dış politikadaki ilişkileri beni haklı çıkardı. İktidar, anketlerdeki hızlı düşüşünü gördükçe panikliyor. Panikleştikçe, Anayasal -Demokratik Hak ve Özgürlüklere saygılı olacağına, yargıyı bağımsız kılıp, toplumun daha objektif haber alması için basın özgürlüğünü sağlayacağına, gelir adaletsizliğini düzeltip hayat pahalılığını önleyeceğine, insan haklarına saygılı olup demokrasinin sınırlarını genişleteceğine, tam tersine daha çok baskı ve tehditlere yöneldi. Gözü kara bir şekilde hak ve hukuk tanımaz oldu. İktidarın en tepesinden, en dip yetkilisine kadar konuşan herkes, tehdit, ayrıştırma ve nefret söylemleri kullanıyor. İktidar yanlısı çete liderleri, sivil gruplar sosyal medyadan silahlı katliamlar videoları yayınlıyorlar, halkı silahlanmaya çağırıyorlar. İlgili birimler seyrediyor. Muhalif siyasetçiler, gazeteciler, yazar-çizerler, bilim insanları, emir üzerine gözaltına alınıyor ve saray yargısınca tutuklanıyor. AKP başkanı, parti başkanı şapkasıyla dilediğini tehdit ediyor, hedef gösteriyor hakaret ediyor. Cevap verilince de C. Başkanı sıfatıyla hakaret davası açılıyor. Emirle cezalar kesiliyor. Hayat pahalılığı önlenemiyor. Emekliler, emekçiler dar gelirliler perişan. Fatura soygunları, petrol ürünlerine ve gıdada yapılan zamlar devam ediyor. İktidarın seçim rüşvetleri de, palavra hayali vaatleri de yeterli oy almalarına yetmiyor. Anketler iktidar ve ortakları için iç açıcı değil, Panik içindeler. Devletin bütün maddi manevi ve bürokratik gücünü, sarayın, yalan makinesine dönüştürdüğü yandaş medyayı, yalan haber ve kışkırtmalarıyla toplum üzerinde baskı ve tehdit aracı olarak kullanıyorlar.

AKP-Saray iktidarı, toplumda dinci ve ırkçı duyguları kışkırtmanın en etkili yolunun savaş olduğunu bildiğinden savaşı hep gündemde tutuyor. İktidar şimdilik, ABD ve Rusya başta olmak üzere, emperyalistlerden, Suriye ve Irak’la bir savaş için izin alamamış görünüyor. Bu nedenle son günlerde madem dışarısı olmuyor, bende içeride gerilimi savaş boyutunda yükseltirim dercesine çok tehlikeli kışkırtmalara yöneldi. Yukarıdan aşağıya AKP sözcüleri bakanı sözleriyle gerilimi körüklüyorlar. Ezan yalanı kumpası, cennet garantili AKP’ye oy çağrıları, Maraş, Sivas, Çorum katliamları, muhalefet liderlerini tutuklama tehditleri sıralıyorlar. Açıkça toplumdaki sinir uçlarıyla oynamak dahil bütün toplumsal değerleri siyasi hırsları için kullanıyorlar. Bu davranışlar, devlet yöneticilerinin yapacağı davranış değildir. Bu toplumdaki gerilimin azaltılması gerekir, artırılması değil. Bakanın, iyi okuyun, öğrenin dediği Sivas, Maraş ve Çorum katliamlarını iyi okuduk ve biliyoruz. Bu katliamlar, derin devletinin planladığı derin yapıların sivil ve resmi katilleri aracılığı ile gerçekleşen katliamlardır. Yani kumpası kuran katliamı gerçekleştirenler derin katillerdi Devletçe

biliniyorlardı. İstenseydi bu katliamlar önlenirdi. Ama önlenmek istenmedi. Maraş’ta günlerce, Sivas’ta saatlerce seyredildi. Şimdi bunlar hatırlatılarak yeni tertipler, yeni katliamlar mı beklemeliyiz. Amaç nedir?

Biliyoruz ki bu tehditlerin amacı, korku salmak, umutları yok etmek, iktidar adaylarının yenilmezliği algısını yaratmak, sürekli iktidarda kalmak istemeleridir. İktidarın yarattığı korku iklimine teslim olmadan, umutlarımızı yitirmeden, kararlı bir şekilde, her türlü Demokratik haklarımızı kullanarak, Laik Cumhuriyeti, Demokratik hak ve özgürlükleri kararlılıkla savunmaya devam etmeliyiz. Kışkırtma ve savaş çığlıklarıyla hiçbir toplum rahat edemez. Çünkü savaş içeride de olsa, dışarıda da olsa yıkım getirir. Herkes, sağduyu ve sorumluluk içinde davranmalıdır.

160 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

Kırklareli Manşet Haber Gazetesi