Hoşgeldiniz  

CHP’DE MYK KARARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Seyfi Meriç | 04 Kasım 2019 | Köşe Yazıları


Seyfi Meriç
seyfimeric@kirklarelimanset.net

Bilindiği üzere 31 Mart yerel seçimlerinde Kırklareli merkez ilçe ve Pınarhisar, Kofçaz ilçeleri ile B.Mandıra beldesinde Belediye Başkanlığı CHP’de idi. Bunlar kaybedildi. İlçeler bazında düşünüldüğünde ise merkez dahil 8 ilçenin 3’ünde seçimi CHP kazanabildi. Bunlar Lüleburgaz , Babaeski ve Vize. Yani CHP 5-3 mağlup. Kaybedilen yerlerde seçimi AKP ve MHP almış. Yani iktidar kanadını oluşturan Cumhur İttifakı. Tek istisna Kırklareli Merkez ilçe, onu da eski CHP li bağımsız Kesimoğlu kazanmış. O kazanmasaydı kim kazanacaktı? Cumhur İttifakının adayı… Burada hemen şu şekilde bir savunma yapılabilir: “ Eğer Kesimoğlu aday olmasaydı, seçimi CHP kazanırdı “ diye… Çünkü bazılarına göre seçim çantada keklikti, “ şapkayı koysalar “ kazanacaklardı. Ne ilginçtir ki bu “ şapkayı koysak kazanırız “ söylemini, parti il yöneticileri ve millet vekilleri yetmezmiş gibi, seçim öncesi merkezden gönderilen PM üyeleri ve Genel Başkan ( GB) yardımcılarından bile duyduk. İnsanın “ ne şapkaymış be … “ diyesi geliyor. Daha sonra kazın ayağının böyle olmadığı anlaşılınca yani seçimin kaybedileceği ortaya çıkınca, bu sefer “ adayın kim olduğu önemli değil, önemli olan parti “ söylemi geliştirildi. GB yardımcılarından biri, seçim öncesi Kırklareli Kent Konseyi’ ni ziyareti sırasında, bunun daha ilerisinde ifadeler de kullanmıştır. Ama bunları açıklama yeri bence burası değil!..

Kısacası CHP Gelen Merkezi’ nin hangi nedenle ve hangi gerekçeyle olursa olsun aday belirlemedeki tavrı; İl millet vekillerinin herkesçe bilinen nedenlerle geliştirdikleri tutum; İl yöneticilerinin basiretsizliği; bugün Kırklareli’ de ortaya çıkan tablonun sorumlusudur. Ama insan egosu sorumluluğu kabul etmek yerine, suçlu ilan etmeye daha yatkındır. Saydığım herkes sütten çıkmış ak kaşık, ama anti demokratik bir şekilde belirlenen adayı desteklemeyen parti üyeleri suçlu! Burada hemen “ Kesimoğlu’ da 5 Yıl önce aynı yöntemle gelmişti “ gibi bir savunma oluşturulabilir. Eskiye dair bir örnekle yol alınacaksa; o zamanlar parti binasını işgal ederek Genel Başkan dahil herkese saydıranlar, partiden istifa edenler, CHP adayı karşısında başka parti ( ki bu MHP ) adayını destekleyenler için neden disiplin koğuşturması yapılmadı sorusu akla gelebilir. Neyse, biz günümüze dönelim.. Suçlu ilan edilenlerin sayısı 164 kişi. Seçimdeki farka baktığımızda 10 bine yakın. O zaman söylenecek tek şey kalıyor: yüreğin yetiyorsa, adayına oy vermeyen ama CHP ye gönül veren dokuz bin kişiye de “ hain ” de !.. Yüreğin yetiyorsa bu 164 kişi dışında senin adayına oy vermeyen partilileri de ihraç et!.. Nasıl ki bu 164 kişiyi tespit ettin (!) , diğer partilileri de tespit edebilirsin her halde?.. Ama burada amaçlanan bir günah keçisi yaratmak. Merkez, ilçeler ve beldelerde yaşanan başarısızlığı gözardı etme çabası. Hesap vermekten kaçma ve seçim başarısızlığını gizleme kaygısı. Yavuz hırsız misali..

Bu arada parti içinde “ HAİN “ avlama gayretlerine de değinmek gerek. Bir kere her gün defalarca yüz yüze bakmak ve bir arada durmak zorunda olduğun insanları, somut olmayan gerekçelerle “ HAİN “ diye etiketleme ve ötekileştirme çabaları kimseye, hele hele partiye bir şey kazandırmaz. Sadece insanları küstürür ve bunun karşısında tavır almaya zorlar. İkincisi; parti içi iktidar mücadelesi ve sandalye kavgasına, ülkenin genel çıkarları ve yaşanan her türlü olumsuzluğu göz ardı ederek birinci sorun yapmak ne kadar doğrudur? Üçüncüsü; partiye üye kazandırmak yerine mevcut üyelerini partiden uzaklaştırmak, kişisel beklentisi olanlar dışında kime ne kazandıracaktır? Ayrıca ülkenin ve vatandaşın yaşanan enflasyon, geçim sıkıntısı ve işsizlik gibi; Atatürk ilke ve devrimlerinin yok edilmeye çalışıldığına dair yaygın bir kanaatin oluştuğunun işaretlerinin arttığı bir dönemde, kenti ve partiyi hayali “ HAİN “ avına kilitlemek, hangi parti severlik ve vatanseverlik ile izah edilebilir?

Neyse… Şimdi dönelim CHP Kırklareli il disiplin kurulunun, 164 kişinin ihracını ve istenen tedbir kararını reddetmesine. Parti MYK sı bu kararı Yüksek Disiplin Kurulu’ na (YDK) taşıdı. Bu ne telaştır, bir kez bu anlaşılır gibi değil. Daha bir hafta geçmeden bu ne hızdır. Keşke MYK benzer acil kararları alabilme kabiliyetini her konuda ve her zaman gösterse.. Bunun dışında MYK’ nın, YDK ya yazdığı yazıda bazı ilginçlikler var. Şöyle ki: “ Kırklareli il disiplin kurulunun tedbir kararını inceleyebilmesi için, haklarında tedbir kararı verilen kişilerin itirazlarının bulunmadığı “ gerekçesiyle, il disiplin kurulu kararını YDK ya taşımıştır. Burada birinci önceliğin, TEDBİR kararı ile adı geçen kişilerin, seçimler sürecinde aday olmalarının ve oy kullanmalarının önüne geçme kaygısı olduğu apaçık görülmektedir. Tabii bu durumun partiye mi yoksa birilerine mi yarar sağlayacağı tartışılır. Meselenin diğer ayağı ise ilgili organlarca ihracı istenen kişilere yapılması gereken resmi tebligat yapılmadıkça; bu kişilerin “ itirazlarının olmadığını “ gerekçe göstermek ne kadar doğrudur? Ama belki de en önemlisi sosyal demokrat; hadi onu da geçtik, demokrat olduğu savıyla siyaset arenasında boy gösteren kişiler ve partinin, böylesi bir kararla üyelerinin en demokratik hakkı olan seçme ve seçilme özgürlüğünü TEDBİR adı altında engelleme gayretidir. İşte bu anlaşılır gibi değildir. “ İvedi “ likle alınan bu kararın seçimden 6 ay sonra, ama Genel Kurullar öncesine denk gelmesi de ayrı bir ironidir. Çok “ İvedi “ ise neden 6 ay beklendi? Eğer ivedi değil ise bu telaş neyin nesi? Şaka gibi değil mi?

Tüzüğün hangi maddesine dayandırılırsa dayandırılsın; bu tavır kamu vicdanını rahatsız etmekte ve partiye hiç bir şey kazandırmayacaktır. Bir şeyler kazanma umudu ile veya egolarını tatmin için çaba harcayanlara da bir kazanç sağlamayacaktır. Ne yazık ki çıplak gerçeklik budur.

Seyfi MERİÇ

777 Kez Görüntülendi.
Etiketler:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

Kırklareli Manşet Haber Gazetesi